Aytuğ Atıcı: “Sizden oy isteyenlere, bu 2 soruyu sorun!”

CHP Mersin Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı Sn Aytuğ Atıcı ile Mersin'e ve seçime dair her şeyi konuştuk. Sn Atıcı, geçmiş tecrübelerinin ışığında tespit ettiği Mersin'in sorunlarını "ortak akıl" ile uygulanabilir çözümler üreterek projelendirmiş. Mersin Büyükşehir Belediye başkanı seçilerek, icra makamında bu projeleri uygulamak istediğini inanarak dile getiriyor. O yüzden de Mersin'i adım adım dolaşarak projelerini anlatıyor. Sn Atıcı'nın projeleri fazla olunca, doğal olarak röportaj da uzun sürdü. Sorunların tespiti ve çözüm önerilerini dinlemek açısından, partili partisiz herkesin okuması gereken bir röportaj oldu. Bu yoğun görüşme trafiğinde Mersin İNTERNET HABER 'e zaman ayırıp röportaj verdiği için kendisine teşekkür ediyoruz.

0
207

 

 

Röportaj: Yılmaz YILDIZHAN

  • Geçen hafta Mersin’in en batısında Anamur’dayken, biraz sonra da en doğusuna Tarsus’a gideceksiniz. Çok yoğun bir tempo içerisindeki seçim çalışmalarınızı değerlendirir misiniz?

Ben bir profesör çocuk doktoru olarak, mesleğimin zirvesindeyken, öğrencilerimin profesör olduğu bir dönemde, aşık olduğum mesleği bırakıp, neden siyasetle uğraşıyorum? Ben siyasetçi değilim, ben siyaseti, geçici bir görev ve bir hizmet olarak görüyorum.  Ve bu hizmetlerim yerine geldikten sonra vazifem bitince işime geri dönmeyi istiyorum. Bu nedenle ben tabip odası başkanıyken, milletvekili oldum. Vekil olur olmaz halkıma bir söz verdim. 4 yıl boyunca beni izleyeceksiniz, göreceksiniz. Eğer beğenirseniz, benim milletvekilliğimi onaylarsınız. Size söz veriyorum ön seçime giriyorum. Siz isterseniz devam edeceğim. Mersin’de ön seçim yaptılar. Ön seçimlerde halk beni seçti. Benim yaptığım seçimi yöntem olarak algılıyorsanız, çalışmalarımızı onaylıyorsanız, meclis konuşmalarımı onaylıyorsanız beni seçin. Ve aynen öyle yaptılar. İkinci dönemle birlikte 7 yıl milletvekilliği yaptım. 7 yıl sonra baktım ki ben mecliste söyleyebileceğim her şeyi söylemişim.. O zaman ben affımı istiyorum. Ben icra makamı istiyorum. Bunca yıl biriktirdiğim sorunları projelendirip çözüm üretebilirsem o zaman ben bu halka hizmet etmiş olurum. Ve kendi isteğimle milletvekili adaylığına başvurmadım. Bu şekilde kendi isteğiyle başvurmayan sadece 4 kişi var.  CHP’de ise yerel seçime yönelik sadece ben varım bildiğim kadarıyla. Ben bir hedef koydum ve bu şekilde yürüdük. O yüzden biz hedefimizi halka hizmet olarak koyunca, bir gün Anamur’da, ertesi gün Tarsus’ta olmak için hiç kimse beni zorlamıyor ki?

“Mobil meyve suyu fabrikası kuracağız”

Geçen 7 yıl boyunca Mut’a gittim, Mut halkı bana dedi ki bizim en büyük sorunumuz kayısı para etmiyor, 50 kuruşa gidiyor. Ne lazım dedim. Buraya bir meyve suyu fabrikası açın, dediler. Bakıyorum benzer sorun Mezitli’de şeftali için var. Benzer sorun, Tarsus’ta üzüm için, Silifke’de çilek için var. Şimdi bunların her biri için, ayrı bir fabrika yapsanız 1 ay çalışacak, 11 ay yatacak. Doğru bir yatırım değil. Biz ne yaptık. Dedik ki arkadaş dünyayı inceledik. Bir mobil meyve suyu fabrikası projesi var dünyada. Tır gibi düşünün gezici meyve suyu fabrikası. Ne koyarsanız onu sıkıyor. Bu işinize yarar mı diye sordum sevinçten havaya uçtular. Bunu projelendirdik ve şimdi gidip bunları anlatıyorum.

“Güneş kooperatifleri kurarak, çiftçinin elektrik giderini minimuma indireceğiz”

İkinci sorun, çiftçi dedi ki derdim elektrik. Niye? Çünkü benim bahçem yukarıda, suyu alıp yukarı pompaladığımda su faturasının kaç kat fazlası elektrik ödüyorum. Elektrik çok pahalı. Güneş kooperatifleri kuralım dedim.  Bu kadar güneşin yoğun olduğu bir yerde biz güneş kooperatifleriyle çiftçinin güneş enerjisi üretmesini sağlayıp kooperatiflerin, özellikle sulama kooperatiflerinin elektrik enerjisi giderlerini minimuma indirebiliriz. Bunları anlatıyorum. Bunları anlatmasam olur mu? Olur. Beni aday yaparsa, ben Aytuğ Atıcı’yım diyip bir ismim var, bir ekran yüzüm var. Tanınırlığım yüksek, bana oy verin desem, parti de şu anda şartlar müsait. Zaten kazanırım. Ama derdim o değil. Derdim siyaseten bir yeri kazanmak, bu koltuğa oturmak değil. Derdim sürekli halkla iç içe olmak. Halkın sürekli derdini dinlemek. Ve çözüm üretmek. Yapabiliyorsam ne mutlu bana. O yüzden beni sık sık her yerde görebilirsiniz.

 

  • Mersin’in şu anki mevcut durumunu, sanayi kenti mi yoksa turizm kenti olarak mı tasvir edersiniz? Sizin hedefinizde nasıl bir Mersin kenti var?

Mersin’i geçmişten bu güne kadar 5 ana tarzda tanımladılar. Tarım, turizm, lojistik ve taşımacılık ( limandan ve konumundan dolayı,) sanayi ve teknoloji. Şimdi bunlara baktığımızda beşi de Mersin’de var. Peki Mersin’in kent kimliği hangisine uygun? Tüccara göre ticaret, çünkü liman var. Taşımacı lojistikçilere göre Mersin lojistik kenti. Çünkü liman var ve Ortadoğu’ya yakın. Otobanlar, demiryolları vs.. Çiftçiye göre ise tarım kenti olmalı.. Turizmciye göre turizm cenneti. Peki bir kent kimliği nasıl oluşur? Kent kimliği yaratamazsınız. İnsan olarak uğraşıp didinip bir kent kimliği yaratsanız bile bu çok zordur ve çok pahalıdır. Mesela ben size desem ki,turizm denince akla ne geliyor? Tabi ki Antalya.. Baklava denince akla ne geliyor, Gaziantep. Kayısı denince akla ne geliyor Malatya. Bu kentlerin bir kimliği oluşmuş. Peki bu kimlikler insan eliyle mi oluşturulmuş? Hayır, sadece kentin doğal yapısı nedeniyle oluşmuş. Eğer bir kentin doğal yapısı nedeniyle, o kentte yaşayan insanlar para kazanıyorsa, o kentin kimliği böyle oluşur. Yoksa sanayiyi Malatya’ya da kurarsınız, olmaz, tutmaz. Yok mu, sanayi var. Ticaret yok mu, var. Turizm yok mu var. Ama Malatya= kayısı. Sanayi kayısıya göre gelişecek, ticaret kayısıya göre gelişecek. Çünkü kayısı için yeni yatırım yapmanıza gerek yok.

“Bu kentin karnının doyacağı alan turizmdir”

Mersin’de de belediye, devlet, kamu olarak hiçbir yatırım yapmadan bu kentin karnının doyacağı alan turizmdir. Çünkü turistik alanlar doğal olarak bu kentte vardı ve sadece tanıtılması gerekir. Mesela inanç turizmi için yeni bir St Paul yaratmaya gerek yok. St Paul şurada duruyor zaten, Tarsus’ta. Yeni bir Alahan Manastırı yaratmaya gerek yok Tarsus’tan. Ne bileyim yeni bir Meryem Ana Kilisesi yaratmaya gerek yok ya da yeni bir Anamurium yaratmaya gerek yok, hepsi burada var. Bizim yapmamız gereken şey burada inanç turizmini dünyaya anlatmak ve onların burada hacı olabileceğini anlatarak onları buraya getirmek. Nasıl biz Mekke’ye gidip hacı oluyorsak, Hristiyanlar da buraya gelip hacı olmalarını ve para harcamalarını sağlamalıyız. Bizim turizm anlayışımız Antalya’da olduğu gibi her şey dahil olduğu 5 yıldızlı otel turizmi değil. Oradaki otellere insanlar geliyorlar, yiyiyorlar, içiyorlar gidiyorlar. Para bırakmıyorlar hepsi anonim şirketler. Oradaki otel zincirlerinin vergilerinin hepsi İstanbul’a gidiyor. Kent sadece foseptiği ile lağımıyla kalıyor. Böyle bir durumda biz buradan kar elde edemeyiz. Mersin’de ise biz butik turizmi ön plana çıkaracağız. Kültür ve tarih turizmi.. Ya arkadaş Soli Pompeipolis’imiz var, Cennet cehennem var. Uzuncaburç var. Aynalı Göl Mağarası dünyanın en önemli mağaralarından bir tanesi.. Sarkıtları ve dikitleriyle her yerden turizm fışkırıyor, tarih fışkırıyor inancın yanında. Bunları biz tanıtacağız yani video çekip tanıtacağız.

 

“Kruvaziyer turizminin destinasyon noktası olacağız”

Nasıl gelecekler bunlar? Turiste gelin demesi kolay da ucuza gelmesi gerekiyor. Nasıl gelecek? Mevcut Mersin limanına ben eğer kruvaziyer turizmini çekebilirsem, insanlara diyeceğim ki Mersin’de inanç, kültür, tarih, deniz, yayla var aklınıza ne gelirse var. Kim ne istiyorsa, turizmden herkese yetecek kadar turistik alan var. Yeter ki gelin yani bir destinasyon noktası olarak Mersin’i işaretleyin. Yani siz buraya geldiğinizde ben size söz veriyorum bu insanları belediye başkanı olarak nereye istiyorlarsa oraya götüreceğim. Mersin limanına bir kruvaziyer gemisi geldiğinde içinden 3000 kişi inecek.. Yarım saat sağa gitse, Tarsus, St Paul’ e gidecek; yarım saat sola gitse Erdemli kız kalesine gidecek. Şimdi tüm bunları belediye olarak dışarıdaki insanlara anlatarak söz vereceğiz. Esnaf kazanacak, minibüsler kazanacak. Bu gelen insanlar yiyecek içecekler, alışveriş yapacaklar, esnaf kazanacak.

 

“Yöresel lezzet turizmini canlandıracağız”

Başka bir turizm alanı, yöresel lezzetleri ön plana çıkarmalıyız.. Tantuni deyince aklımıza Mersin geliyor. Kerebiç başka bir yerde yok. Cezerye, cezeryenin anlamını bile bilmiyorlar. Ayva cezeryesi diye bir şey yapıyorlar. Cezer Arapçadan gelme havuçtur, havuç mamülüdür. Şimdi ayva cezeryesi deyince, ayvanın havuç mamulu gibi saçma bir anlam çıkıyor. Bilmiyor ki ana vatanı değil saçmalamış gitmiş. Havuç lokumu desen anlarım ama havuç cezeryesi, cezerye zaten adı üstünde havuçtan elde ediliyor. Biz bunları burada lezzet turizmini canlandıracağız.

-Mersin’in bölgenin sağlık üssü olmasından da bahsetmiştiniz.

Evet, Mersin Türkiye’nin sağlık ve turizm üssü olabilir. Çok uygun bir altyapısı var. Hem kamu hem de özel hastaneler. Çok rahat bir şekilde hasta kabul edebilir. Ilıman bir iklim, ister gezer-tozar, katarakt ameliyatı olacak, burun estetiği ameliyatını olacak, saçını ektirecek. Buyursun gelsinler bu tür ameliyatları burada, Avrupa’ya göre daha ucuza yapılabilir. Biz bunun altyapısını sağlayacağız. Ama birisi bunun tanıtımını yapması lazım. Kimdir bu kişi, belediye başkanıdır. Belediye başkanı vizyoner ise, yabancı diller biliyorsa, uluslararası alanda tecrübesi varsa, uluslararası alanda ilişkiler kurmuşsa, bunları anlatmak zor değildir. O zaman gidersiniz Mersin’in değerlerini anlatırsınız broşürlerle, videolarla, CD lerle… İş başvurusu yaparken özgeçmiş veriyorsunuz. Biz de Mersin’in öz geçmişini, soy geçmişini kayda alıp Avrupa’ya, Ortadoğu’ya tanıtmak zorundayız. Ancak o zaman turist gelir.

“Büyük futbol takımları, kamplarını Mersin’de yapacaklar”

Bakın kasım ayındayız, hiçbirimiz ceket giymiyoruz. Şimdi mesela futbol takımları Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe gibi takımlar, kışın gelip burada kamp yapsalar olmaz mı? İklim olarak müsait. Niye Antalya’ya gidiyorsun, gel buraya ben her türlü imkanı sunacağım. Yani nizami futbol sahaları yapmak çok zor değildir. Yani nerede konuşlanacaksa hangi otel ise ben bunu yaparım. Yani bir takım geldiğinde sadece 11 kişi gelmiyor. Binlerce taraftar geliyor. Gelsinler biz Mersin’de onları ağırlarız, yediririz, içiririz. Para harcasınlar böylece spor turizmini Mersin’e kazandırmış oluruz.

“Torosların eteğinde, teleferikle ulaşımın sağlandığı uluslararası kongre merkezi yapacağım”

Uzmanlık alanlarımdan birisi de kongrelerdir. Binlerce kongrede konuşma yapmışımdır. Şimdi hayal edin Toroslar’ın eteğine 3000-4000 kişilik kongre merkezi yapıldığını, ulaşımı teleferikle ve kara yoluyla sağladığınızı, gidip dünyada kongre yapan insanlara Mersin’in özelliklerini anlatıp gelin kongrenizi burada yapın dediğimde, düşünün 3000-5000 kişi burada 5 gün kalacak Bu insanların gelmesi, yatırımcı da çeker, oteller de yapılır, her şey yapılabilir. Yeter ki bu kentin doğal özelliklerini tanıyın ve bu kente kimlik olarak turizmi biçin. Ama dediğim gibi “5 yıldızlı her şey dahil turizm” değil, Butik Otel Turizmi denince akla Mersin gelecek.

– Mersin’in göç, ulaşım, çarpık kentleşme, işsizlik gibi birçok sorunu var. Bu sorunlar arasında ilk sıraya hangisini koyarsınız?

Ben nereye gidersem gideyim, herkes işsizlikten dert yanıyor, çiftçi, işsizlikten dert yanıyor. Çocuğu şehire geliyor iş bulamıyor. Özellikle de bir mesleğe sahip olmayanlar. Bir sanatı olanlar işsiz değildir ama işletmeci, iktisatçı, öğretmen binlerce işsiz var. O nedenle bu kentin birinci sorunu işsizliktir. Ben Belediye Başkanı olarak herkese iş vereceğim dersem yalan olur. Mersin’de ortalama 400 bin hane var. 2 milyon insan eder. Her hanede 1 insan belediyeye alsak, 400 bin insan yapar. Yüzde onu 40 bin insan, o da imkansız. O nedenle Belediye’yi iş kapısı olarak ben hiçbir zaman görmedim. İnsanlara da bu şekilde sunmam. Ancak demin size saydığım işler yapılırsa, örneğin turizm canlanırsa, yeni iş ve kazanç alanları ortaya çıkar. Yeni kazanç alanları ne demek? 2 katlı eviniz var alt katını pansiyon olarak vereceksiniz. Esnafsınız, gelirinizi artırabilirsiniz. Ortadoğu’nun sağlık üssü olduğunda, çok insana iş sağlamak mümkündür.

Özellikle vizyon projesi dediğimiz, gezici meyve suyu seyyar meyve suyu fabrikaları , seyyar güneş araçları gündeme geldiğinde, çiftçi para kazanacak, çiftçini para kazanması demek, çocuklarının Mersin’e gelip iş aramaması demektir. Babası para kazanıyorsa, çocuğu da orada kalır para kazanır. Okumak istiyorsa da büyük bir ihtimalle zıraati ya da işletmeyi seçer. Niye çünkü babasının arazisi vardır. Orayı nasıl daha iyi değerlendiririm, ürünü nasıl daha iyi değerlendiririm diye işletmeyi seçer. Ya da veteriner olur. Köyünde kimseye muhtaç olmadan hayatlarını sürdürürler.

“Suyun ilk 10 tonunu yarı fiyata vereceğiz”

Geçim sıkıntısıyla ilgili 4 tane Halka doğrudan dokunan can suyu projemiz car. Bunlardan bir tanesi, ucuz su projesi. Suyun göbeğinde yaşıyoruz. Şu an suyun tonu en düşük tarifeden bize 6 liraya mal oluyor. 12 tonun üzerine giderek katlamalı devam ediyor. Bu mesken için… İş yeri için daha da pahalı.. Bu nedenle biz hesap ettik. İlk 10 tonu yarı fiyata verebiliriz!

“Ekmeği 50 kuruşa indireceğiz”

Mesele ekmek fabrikası 45 bin ekmek üretiyor. Kapasitesi 80 Bin .. Birazcık dokunuşla 100 bine çıkar. Yüz bin ekmek üretirsek eğer, ekmeği 50 kuruşa indirebiliriz. Bunun için ucuz un lazım. Projeler birbirini destekler. Mesela biz çiftçiye taban fiyat vereceğiz dedik. Buğdayına talibiz çiftçinin. Buğdaya 1 lira taban fiyat verdiğimizde, çiftçi tüccara yem olmayacak. Ben bu buğdayı aldığımda, un elde edebilirim. Ucuz ekmek üretimine katkı yapar. Bu buğdaydan un elde ettikten sonra hayvan yemi de elde ederim, geri kalan küspesinden ve hayvancılığı desteklemiş olurum. Yani projelerimiz birbiriyle bağlantılı.

“En kolay ve hızlı çözüm metrobüstür”

Bir diğer projemiz ulaşım ile ilgili.. Mersin’in ulaşım sorunu çözmek hiçte zor değildir. Ben 2013 yılında metrobüs projesini ortaya attım. Ve geçen dönem CHP nin belediye başkan adayı tarafından önerildi. En kolay ve hızlı çözüm, toplu taşıma sistemi metrobüstür. Her gelen, hafif raylı sistemi yapacağım diyor, Ancak yapamıyor. Çünkü pahalı. Para bulmak, borç bulmak lazım. Belediyenin borç batağında olduğu söyleniyor. Halbuki metrobüs için büyük bir yatırıma ihtiyaç yok. Körüklü otobüs hiç trafiğe takılmadan devam edecek. Böyle bir uygulamayı kolaylıkla yapabiliriz. Tabi bunun arkasından raylı sistem gelecek. Raylı sistemin zor olduğu yerlerde belki monoray ile devam edeceğiz. Monoray sistemi, çok daha uygun bir sistem olabilir.

 

“Kira öder gibi, ucuz konut sahibi yapacağız”

Diğer can suyu projemiz ucuz konut projesi. Mersin’de konut fazlası vardı. Suriyeli’lerin gelmesiyle birlikte konutlar yetmez oldu. İnsanlar ev bulamıyorlar, ev yaptıramıyorlar. Bizim belediyenin imar inşaat şirketi var aktif çalıştıracağım imar inşaat şirketini. Geçmişte yaptığı gibi Belediye evlerini tekrar yaptıracağım. İnsanlar kira öder gibi, burada oturup 20 yılda evlerini ödeyecek. İnsanların doğrudan doğruya cebine dokunacak, yaşamına dokunacak ekonomik projelerle geliyoruz.

“Yol yaptım, alt geçit yaptım diye övünülmez”

İnsanlar geçmişimize baktıklarında barışçıl, bütün halklara eşit mesafede olduğumuzu, insan odaklı olduğumuzu bilirler ve Mersin’de herhangi bir sorun yaşamayacağını bilirler. Mali, felsefi ve sosyolojik boyutu ve birlikte yaşam kültürünü bir araya aldığımızda, o zaman bir kompozisyon ortaya çıkıyor. Bakın sohbetimizde, yol yapacağız, köprü yapacağız bunları demiyoruz. Bunlar zaten vizyonu olmayan bir belediye başkanının bile, yapacağı bir iştir.  Yol yaptım, alt geçit yaptım diye övünülmez. Bunlar zaten görevin.

-Buradan spora geçmek istiyorum. Mersin İdman Yurdu’nun durumunu biliyorsunuz. Amatör ligde oynuyor. Diğer taraftan Mersin Büyükşehir Belediyesi, Erkek Basketbol Takımını kapattı. Siz başkan olursanız spor kulüplerine bakışınız nasıl olur?

Eğer siz kent kimliği yaratırsanız, insanlar Mersinli oldukları için gurur duyarlarsa, oyuncular da Mersin kentini de, takımlarını da sahiplenirler. Takımlar da parayla değil, burada alt kadrolarda yetişen oyuncularla oynarsa ancak o zaman Mersin İdman Yurdu bir yere gelir. Tıpkı diğer büyük takımlar gibi. Hepsinin altyapısı var ve sporcu yetiştiriyorlar. Küçük dokunuşlarla da şampiyonluğa oynuyorlar. Peki, maddi imkanları nereden geliyor. Çeşitli ticari kuruluşları var oradan sağlıyorlar. Mersin İdman Yurdu için bunu hayal ediyorum. Alt yapı kurulması açısından destek olacağım. Bu kentteki akıllı ve yetenekli sporcuların, keşfedilmesinde katkıda bulunacağız.  Gelir gelmez, Mersin İdman Yurdunu şampiyon yaparım demek gerçekçi olmaz . Ama alt kadroların yetişmesi için ne gerekiyorsa yapacağım. Mersin ruhuyla yetişen çocuklar, yarın Mersin İdman Yurdu’nun parası olmasa da top oynayacaklar. Mersinliyim, Mersin için canımı veririm diyen oyuncularla Mersin başarılı olur.

– Mersin’i ortak akıl ile yönetmekten bahsediyorsunuz. Bu konuyu biraz açar mısınız?

Ben doktorum, her şeyi bilirim dersem yalan olur. Kanalizasyondan, inşaattan anlamam. Efendim, ticaretten anlamam. Yıllarca yöneticilik yaptım. Mersin Üniversitesi Hastanesi gibi bir hastanede, yıllarca başhekimlik yaptım. Trilyonlarca parayı yönettim. Sonra Mersin Tabipler odası başkanlığı yaptım. Sonra milletvekili oldum bu kenti temsil ettim. Bütün bunları gördükten sonra Mersin’i yönetebileceğimi anladım. Ama bunu yönetirken mutlaka işin erbabıyla yönetmek lazım. Ortak akılla yönetmek lazım diye düşündüm. Demin basit bir örnek verdim. Ekmeğin 50 kuruş olması lazım dedim. Ekmeğin 50 kuruş olması kimi ilgilendirir. Halk ile birlikte fırıncı esnafını ilgilendirir. Hemen projeyi açıklamadan önce fırıncı esnafına gittim. Projemizi anlattım. Olmaz, biz mahvoluruz dediler. Bu projeyi yapacağım dedim. Sizi korumak için ne yapabilirim dedim. Onlar da o zaman bizim için ucuz un vereceksiniz dediler. Tamam dedim. Zaten çiftçiye buğdayı taban fiyat verip, ben alacağım diye sözüm var. Bir un fabrikası yaparım. Bütün unu da ucuza ben veririm yeter ki sizde zarar etmeyin. Şu an ki fiyatlarla belediye ekmeği ile rekabet edebiliyor musun dediğimde evet ediyorum dediler. O zaman ekmeği 50 kuruşa verdiğimde sen de unu daha ucuza aldığında fiyatını 75 kuruşa düşürmene rağmen mücadele edebilir misin! Evet edebilirim diyor işte ortak akıl budur.

Ulaşımda da aynı keza. Ben metrobüs yapınca bundan kim zarar görür? Minibüsler zarar görür değil mi? Başka kimse zarar görmez. Hemen gittim minibüsçüler odasına, çeşitli kooperatiflere gittik. Anlattık projemizi, biz böyle metrobüs yapacağız dedik. “Yapın” dediler. “Biz buna hayır demeyiz.” Peki benden ne istiyorsunuz? “Bize de yeni alanlar açın, yeni hatlar verin biz de ekmeğimizi kazanalım.” dediler. Bakın ortak akıl böyle olur.

Mesela ben hekim olduğum halde, burayı Ortadoğu’nun sağlık üssü yapabilir miyiz? Kime sormam lazım, tabip odası başkanına sormam lazım. Gittim, tabip odası başkanlığı yaptım. Ama sen şimdi başkansın söyle bana burası Ortadoğu’nun sağlık üssü olur mu? Oturduk konuştuk, oradan aldığımız bilgilerle bu güne kadar ürettiğimiz projelerin hiçbirine itiraz gelmedi. Ucuz konutu, gittik imar inşaatın eski genel müdürleriyle konuştuk. Ucuz su, gittik Meski’nin eski genel müdürleriyle konuştuk. Nasıl bunları ucuza düşürebilirim, ortak akılı nasıl yakalarım diye konuştuk. İşte böyle böyle ortak akıl yakalanır. Bu kentin sendikaları, bu kentin sivil toplum örgütleri, odaları, muhtarları yani seçilmiş insanları, bu kentte ortak akılda rol alacak olan yapıtlardır. Onların bilgisi olmadan ben bu kentte adım atmam.

-Hazır “ortak akıl” demişken, bu yeni 1 /5000 ‘lik Nazım Planı’nda birçok insan mağdur duruma düştü. Bu yüzden binlerce Mersinli itirazda bulundu. Siz başkanlığa seçilirseniz bu planda değişikliğe gidecek misiniz? Ya da planı iptal edecek misiniz?

Zaten mahkemelik bir plan, dönüp dolaşıp önümüze gelecek. Öyle görünüyor. Biz de bunu çözeceğiz. Bu kentin şehir planlayıcıları var. Bu kentin mimarları var. Bu kentte doğmuş bu kentte büyümüş veya başka bir kentte doğmuş, bu kentte doymuş, burada unvan, servet, iş sahibi olmuş pek çok mimar, mühendis var. Ne yapacağız dedim. Şöyle, şöyle yapacağız dediler. Peki güzel, herkesi memnun etmek mümkün değil ama “ortak akıl” demek herkesi toplayıp kent için en iyisini bulmak demektir. Herkesin fikrini söylediği, fikirlerin harmanlandığı ve sentezlendiği bir ortamdır. O yüzden 1/5000 ’lik planda elbette ki biz şehir planlayıcılarla, mimarlarla, şehir mühendisleriyle inşaat mühendisi odalarıyla bunlarla yapacağız. Gittim yanlarına hepsini gezdim. Tek tek bunları konuştuk. Kent için neler yapabiliriz. Örneğin bu kentte biz kentsel dönüşüm yapabilir miyiz? Çok kanlı, acı veren bir konudur. Mimarlar odası, bana neler yapılabileceğini anlattılar. İnşaat mühendisleri, mimarlara kentsel dönümü yapabilir miyiz diye sordum. Dediler ki hocam eğer cebinizi yada birilerinin cebini düşünmezseniz, buradan birisine rant sağlamazsanız, kentsel dönüşüm mükemmel olur. Buradan elde edilecek geliri zengin müteahhit yaratmak için değil de; halk zenginleşsin, halk mutlu olsun ve kentin silüeti güzelleşsin diye kullanacak olursanız, kimse size itiraz etmez dediler. Zaten bizim karakterimiz de bu şekilde.

  • Söylemlerinizde, Mersin’i, huzurun ve barışın başkenti yapacağız diyorsunuz. Bu konuyu açıklar mısınız?

Mersin her rengin, her tınının buluştuğu bir yerdir. Mesela 81 vilayetimiz var. 81 vilayet içerisinde şu anda parlamentoda grubu bulunan 5 partinin, 5 inin de hem milletvekilinin hem belediye başkanlığının olduğu başka bir kent yoktur. İstanbul dahil. 5 partinin 5 milletvekilinin 5 i de, Mersin’de yaşar. Bu ne demektir? Mersin Türkiye’nin tüm renklerini buluşturmuş demektir. Tüm renkleri buluşturduğu için birlikte yaşam kentidir. Ama farklı renkler olunca birlikte yaşam zorlaşıyor. Örneğin Anamur’a, Mut’a, Gülnar’a gittiğimiz zaman, çok fazla renk bulamazsınız tamamına yakını yörüktür, sünnidir Türk kökenlidir. Orada yaşamak kolaydır. Ama Tarsus’a gittiğimizde, Akdeniz’de, Mezitli’de, Yenişehir’de, yani Mersin’in kalbinin attığı noktalarda bu renkleri bir arada yaşatmak için huzura ihtiyaç vardır, barışa ihtiyaç vardır. Tabi ki buradaki Hristiyanları ve Romanlar’ı unutmamak lazım, her biri ayrı bir renktir. Ve bunlar Mersin’de zaten kardeşçe yaşıyorlar. Biz sadece bunları deklare edip “bakın biz burada kardeşçe yaşayabiliyoruz. Burası, barışın, sevginin, kardeşliğin, başkentidir diye gösterip siz de bizim gibi yaşayabilirsiniz” diyebileceğiz.

  • Genelde Belediye Başkanları görevlerinden ayrıldıktan sonra, önemli bir icraatlarıyla hatırlanırlar. Siz başkanlıktan sonra nasıl bir Aytuğ Atıcı diye hatırlanmak istersiniz?

Barışı ve kardeşliği gerçek anlamda sağlarsam, belediyenin, kamunun herkese eşit mesafede olduğunu, herkese saygı duyduğunu anlatabilirsem, barışa ve kardeşliğe, özgürlüğe hizmet etmiş olurum yani böyle anılmak isterim. Yoksa öyle betonla, yolla falan değil. Yani ben bu kentte “bir Aytuğ Atıcı vardı, helal olsun adama belediye başkanı oldu, kimseyi işten çıkarmadı, tercihlerde bulunurken ırk, din ,dil parti ayırımı yapmadı. hepimize eşit davrandı demek ki bu olabiliyormuş” denmesini isterim. İlla ki birilerinin yaptığı gibi göreve gelir gelmez 2000 kişiyi kapıya koymak gerekmiyor. Ya da birilerinin yaptığı gibi, İşkur kuralarını gidip bir parti binasında çekmek gerekmiyor. Bütün bunları yapmak mümkündür, ben bunu göstereceğim. Eğer bu olur ise ben bu kentin barışına kardeşliğine özgürlüğüne hizmet etmiş bir insan olarak anılmak isterim. Çünkü buradaki yapılacak iş başarılı olur ise bu tüm Türkiye’ye yayılır. Savaş da, barış da, sevgi de , nefret de bulaşıcıdır. Biz sevginin sözcüsü olacağız. Biz barışın kardeşliğin sözcüsü olacağız. Ve bunu da her yere bulaştıracağız.

– Son olarak olarak, Mersin İNTERNET HABER okuyucularına ne söylemek istersiniz?

Özellikle seçimlerle ilgili bir şeyler söylemek isterim. Büyükşehir belediyesi başkanlığı için pek çok aday adayı var, CHP ve diğer partilerde.. Yarın bu adaylar teke düşecek ve partilerini temsil edecekler. Halktan oy istemeye başlayacaklar. Yerel seçimleri, genel seçimler gibi düşünmesinler, Mersin İNTERNET HABER okuyucuları.. Yerel seçimleri biraz daha farklı düşünsünler. Herkesin bir partisi var biliyorum, genel seçimlerde, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gitsinler bu partiye oy versinler. Ama yerel seçimleri adeta muhtarlık seçimleri gibi düşünsünler. Muhtar o mahallede işe yarayan bir insansa seçiyorlar. Belediye başkanı seçerken de, partisini 2. Plana koyarak “Bu insan bizim işimize yarar, o yüzden bunu seçelim” demelerini istiyorum. Yani “işe yarar insan” nedir? Herkes kendini işe yarar görür. Ak Parti’nin, MHP‘nin, HDP’nin, CHP’nin adayı da işe yararım diyecek.

– Peki, Mersin İNTERNET HABER okuyucuları bunu nasıl ayıracaklar?

Çok kolay 2 soru soracaklar. Mesela Aytuğ Bey, oy mu istedi onlardan. Diyecekler ki arkadaş geçmişte yaptıklarını anlat. Bu kente hayatın boyunca bu güne kadar ne yaptın? Eğer cevap ya ben bu kentin yabancısıyım, bu kente yeni geldim, bundan sonra yapacaklarım derlerse, kusura bakmasın ona asla yüz vermesinler oy vermesinler. Ya da, “ben bu kentte yaşadım ama bu güne kadar bir şeyler yapacak fırsatım olmadı, ama belediye başkanı olursam yapacağım inşallah.” Kusura bakmayın bir ömür geçirdiyseniz Mersin’de, Mersin’in yararına illa kamuda olması gerekmiyor. Sosyal anlamda da bir şey yapmadıysanız kusura bakmayın siz bu kente belediye başkanı olamazsınız desinler. Geçmişine baksınlar yaptıkları şeyleri tek tek incelesinler. Bu yüzden ben bu broşürün arka sayfasına yaptıklarımı yazdım. Bu kente ne yaptım ben? Bu kentte üniversite hastanesinin başhekimliğinden milletvekilliğine kadar.. Ya da bu kente kurduğum, kurucu müdürlüğünü yaptığım yüksek okullardan, tabip odası başkanlıklarına kadar… Mersin için yaptığım her şeyi yazdım. Beğenirlerse, “tamam” diyecekler. 1. Sorunun cevabını aldım. 2. Soruda ise “tamam, sen bu kente bir şeyler yapmışsın, hizmet etmişsin bunun için sana oy veremeyiz. Bundan sonra ne yapacaksın? Bu sadece senin güvenirlilik testin. Sen güvenirlilik testini geçtin sen artık sözünün eri bir adam olabilirmişsin. Peki bize ne söz veriyorsun? Yani önümüzdeki 5 yıl içinde ne yapacaksın, projelerin var mı?” “Yani projeye ne gerek var ben CHP’ liyim aslan gibiyim siz de bana oy verin” yok öyle bir şey, “ya ben MHP’ liyim sen de doğuştan MHP’lisin bana oy verin.” Hayır kusura bakmayın. “Ya hele bir belediye başkanı olalım proje yaparız” yok kardeşim. Daha aday adayıyken proje yaptın mı? Yaptığın projeleri yayınladın mı? Projelerin halk tarafından tartışıldı mı? Yani projen yoksa kusura bakma. 2 soru sorun. 1- Bu güne kadar Mersin için ne yaptın? 2- Bu günden sonra ne yapacaksın? Bu iki soruyu sorduktan sonra ikisinden de tatmin oldunuz. Diyelim ki 2 adam var her ikisi de geçmişleri çok iyi, her ikisi de güzel projelerle geliyor. O zaman partisine bakabilirsin. İkisi de iyi ama benim görüşüm CHP’den yana o CHP’ liyi seçeğim. E biri iyi, biri kötü, biri iyi diğeri daha iyi.. Ancak daha iyi olan CHP’li ama ben CHP’ye oy vermem. Daha iyi yerine iyiyi seçeyim. Bu Mersin’in bitişi anlamına gelir. Mersin’in batması anlamına gelir. O nedenle partisine bakmadan geçmişi ve vaadleriyle bir insanı beğendilerse o insana oy versinler ben bunu istiyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
lütfen isminizi buraya girin

3 + 6 =